AKREP GÜNEŞ TUTULMASI

ADA YERLİLERİ VE BİR GEMİ

Akrep burcu astrolojide ölümü, yeniden doğuşu ve dönüşümü temsil eder.
Ölmek ve yeniden doğmak ise, görünenlerin altına saklanmış gerçeklik ile ilişkilendirilir.

Yaşamın görünmeyen tarafı ile Akrep burcunun gizemli bir iş birliği vardır.
Hayatın tüm gizemini araştıran ve bulduklarını ustaca ortaya koyan bir karakterde olan Akrep’in en büyük zehri ise sıradanlık ve samimiyetsizliktir.

Akrep burcu glifi, gücü dışarıdan bakıldığında belli olan bir semboldür. Öldürücü, dönüştürücü ve yok etme potansiyeli gözükür haldedir.

Akrep Güneş Tutulması uzun zamandır ulaşmayı arzuladığımız hedeflere odaklanmamıza hizmet ederek, bizi kadersel bir sarsıntı etkisi yaratan yeni başlangıçlar getiriyor. Bu dönemde yaşadığımız deneyimlerin farkındalığı üzerinden duygusal bir değişime yönlendiriyor.

Tutulmanın yarattığı olayların netliği ve gerçekliği, karşımızda sanki vahşi bir ada yerlisi görmüşüz hissi ile bizi karşılıyor. Ve şahit olduğumuz gerçekliği sorgulamamız adına hepimizi içgüdüsel bir şüpheye düşürüyor.

Kendini daima görünenin arkasındaki hakikatlere odaklayan Akrep burcu temalarını hatırlarsak hepimizin bu tutulmada yaşayacağı deneyimler yoğun ve kaçınılmaz olacaktır.

Ruhumuzun bilinçaltında oluşan tutulma enerjisi ile bu dönemde, bilinçaltımızdaki konular ortaya çıkarak, düzen getirmek istediğimiz eski alışkanlıklarımızı dönüşüme uğratıyor.

Bu değişime uyum sağlamak için kendimizi ve bizden dönüşüm isteyen değerlerimizi yaşama karşı samimiyetle sorgulamamız, yoğun değişim enerjisini yönetmemize yardımcı olacaktır.

Bu tutulma döneminde yapacağımız başlangıçların kalıcı sonuçlar doğurmasını istiyorsak, deneyimlerimize bilinçli tepkiler vererek farkındalık kazanmak çok önemlidir.

Akrep güneş tutulmasında dönüşüme direnen korkularımız, yeniden doğmamıza engel olan ve artık işimize yaramayan alışkanlıklarımız ile ilgilidir. Tutulmanın yoğun ve dönüştürücü etkilerini bilinçle yönlendirmek davranışlarımız üzerinden kaderimize yön verebilmek demektir.

Bu tutulmada hakikatler ve geleneksel doğrular üzerinden bilinçaltı mağaramızda yaşayan duygularımıza odaklanacağız. Bilinç dışına çıkaracağımız duygular ise 8 Kasım’da Boğa burcunda gerçekleşecek olan ay tutulması ile birlikte dönüşerek yaşamlarımızı kadersel bir değişim enerjisi ile dolduracaktır.

Güneş tutulması boyunca ve yeni ay dönemlerinde, gece gökyüzüne baktığınızda yıldızlardan başka hiçbir ışık göremezsiniz. Ayın fazı hilal olmadan karanlıkta kalan gökyüzünde duygularımıza ve ihtiyaçlarımıza kalıcı bir şekilde yön verebilmek dolunay fazına yani gökyüzü aydınlanana kadar kolay olmayacaktır.

Akrep görünenin arkasındaki gerçeği arayarak hedefine ulaşmayı iyi bilen sabit bir burç olduğundan bu karanlıkta kaybolmayacaktır. Tutulma etkisini içsel bilinç altı mağarasında geçirmeye bir akrep kadar razı olan herkese bu tutulma enerjisi çok iyi gelecektir.

ÇÜNKÜ BİR AKREP İÇİN YALANLA HER GÜN ÖLMEKTENSE, GERÇEĞİ KABUL EDİP YENİDEN DOĞMAK DÖNÜŞÜMÜN KENDİSİDİR.

Akrep Güneş Tutulması sırasında yaşayacağımız deneyimler, bilinç altı temalarımızı temsilen zihnimizde algısal bir körlük durumu yaratabilir.

Eğer gökyüzünde yeni bir ay varsa ve bu yeni ay bir tutulmaysa aynı zamanda akrep burcundaysa yaratacağı etki olayları olduğu gibi görmemize engel olabilir.

Öncelikle psikolojide adı istem dışı körlük olarak geçen dikkatsiz körlük bir durumu hiçbir şekilde görme bozukluğu ya da görme kusuru ile ilişkilendirilmeyen algısal bir körlüktür.

İstem dışı körlük aslında yalnızca psikolojik bir dikkat eksikliğidir.

Tutulmanın, geçmişten gelen ve sizde geçici körlük hissi yaratabilecek, artık işinize yaramayan bilinçaltı etkilerine vereceğiniz tepkiler o yüzden çok önemlidir.

Bilinçaltından fırlayan duygularınıza ilkel birer ada yerlisi gibi davranarak bilinçle savunma yapabilmek, kadersel olabilecek dönüşüm enerjisini harekete geçirmeniz adına çok güçlü bir etki yaratacaktır.

Bu dönemin deneyimlerini bilinç altı adanızın mağarasında mahsur kalmış yerlileri, duygusal istek ve ihtiyaçlarınızı ise sizi kurtarıp yeni dünyaya götürecek olan bir gemi olarak hayal etmeniz gerekir.

Tutulma yazıma Akrep temaları üzerinden hikâyeleştirdiğim bir öyküyle devam etmek istiyorum.

ADA YERLİLERİ VE BİR GEMİ

Bir varmış, bir yokmuş…

İlkel bir zamanda, bilinmez bir adada; birbirlerinden başka kimseyi görmemiş ve kendi dünyalarından başka hiçbir şeyi bilmeyen ada yerlileri yaşarmış.

Sadece beslenmek için yaşadıkları mağaradan dışarı çıkarlarmış. Aralarından biri hariç.
O hep dışarıdaymış, uyumak için bile mağaraya girmezmiş.

En güzel meyveleri o bulur, en saf sularda o yıkanırmış.

Tüm bunlardan kimseye bahsedemez, anlatsa duyulmaz, gösterse görünmezmiş. Çünkü onun bir ismi bile yokmuş.

Günlerden bir gün ada yakınlarına bir gemi demir atmış.

Geminin adaya yanaşma sesini ilk önce bizim “ismi lazım değil” duymuş.

Sese doğru koşmuş.

Duyduklarına bakmaya çalışmış.

Gördüklerine inanamamış.

Bu gördüklerim gerçek mi diye zihnine sorsa da bir cevap alamamış.

Gördüğü gemiyi kendi algısına sığdıramadığından olsa gerek ismi Adam olan bu yerlinin gözleri birden kararmış ve yere düşüp bayılmış.

Saatler sonra akşam yemek aramak için mağarasından dışarı toplu halde çıkan yerlilerden biri ismi hiç lazım olmamış olan yerliyi bulmuş.

Adam’ı…
Adam birden silkelenip yerden kalkarak sahile doğru koşmaya başlamış, belki onlara gördüğü şeyi yakından gösterebilirse ona inanacaklarını sanmış.

Adam kendini denize atıp arkasına doğru bakarak gemiye doğru yüzmeye başlamış.

Fakat yerliler Adam’ın yalnızca denize girdiğini düşünerek oradan uzaklaşmışlar.

Adam’ı yalnız bırakmışlar.

İlkellik ile incelmiş zihinleri Adam’ın gösterdiği yeri ne görebilmeyi ve ne de duyabilmeyi kabul edebilmiş.

Yaşamı dinlemeyi bilen, gördüğü yere yüzme cesaretine sahip olan Adam gemiye dokunduğunda anlamış ki, artık yeni dünyasına varmış.

Adam mağarasının dışında yaşadığı hayatı terk ederek, bu ıssız adayı ilkelce yaşadığını fark etmeyen yerlilere bırakmış.

Ve Adam’ın yaşamı okyanuslara açılmış.

 

Akrep burcunda gerçekleşen güneş tutulması daha önce algımızda ve bilincimizde karşılığı olmayan bazı duyguları ve durumları ortaya çıkarıyor. Kabul edilmesi zor kütlesel bir enerjiyi bilincin farkındalığına getiriyor.

Adam gibi, denizde ilk defa bir gemi görenler geminin bilinçlerinde nesnel bir karşılığı olmadığından gördükleri şeye inanamayabilirler.

Baktıkları şeyin bir gemi olduğunu anlayamazlar çünkü daha önce bilinçlerinde gemiye dair hiçbir nesne olmadığından gözleri karararabilir ve Adam gibi bayılırlar.

Bazen görmek için daha iyi bakmak gerekir, fakat baktığımız şeyi daha önce görmemişsek daha iyi görebilmek için yakınlaşmak bile işe yaramaz. Aynen ada yerlilerinde olduğu gibi.

Akrep burcunda gerçekleşen güneş tutulması tam da bu noktada devreye girerek bakmamız gereken yerin neresi olduğunu içgüdüsel bir sesle, kalbimizden gelen bir fısıltı olarak duymamızı sağlıyor.

Yaşam bu fısıltıyı Adam gibi dinleyenlere ve duyduklarına inanç gösterenlere bu tutulmada mutlaka bir gemi yolluyor.

HİKAYE BİTTİ – BACK TO REALITY !

AKREP GÜNEŞ TUTULMASI

Kendi içgüdüleri ile bağ kuramayan bir Akrep daima yaşamın karanlık sularında kaybolur çünkü onu kendi mağarasından çıkarıp açık denizleri fark etmesini destekleyecek olacak tek şey, içinde aklıyla kaybolduğu adası değil, içgüdüleri ile keşfettiği okyanuslarıdır.

Zihin daima onu yönlendirdiğiniz şekilde çalışır ve siz ona ne derseniz onu gerçekleştirmek için size hizmet eder.

Fakat içgüdüler devamlı çalışır, size yaşama verdiğiniz tepkiler üzerinden içgüdüsel bir aktarım yaparlar.

Yaşamda hissettiğiniz bu titreşime aksiyon alarak eğer yeterli sürede cevap vermezseniz, bir süre sonra yaşama karşı edilgen bir sarhoş haline gelirsiniz.

Duyusal bilincini dinlemeden riyakarlıkla incelmiş sarhoş bir ruhu, yalnızca kendi iç güdüleri ayıltabilir.

Yaşama dair duygusal farkındalığımız geliştikçe, duyu organlarımızla olan iletişim güç kazanır.

Ve bu evrendeki en iyi silah bir içgüdü haline gelir.

Dinlemekle duymak aynı şey değildir.
Duymakla dinlemek aynı gözükse de farklı eylemlerdir.
Duyduğumuza bakabilir, gördüğümüzü dinleyebiliriz.

Tüm bunların hepsi duygusal olarak kendimize ne kadar yakın durabildiğimiz ile ilgilidir.

Yaşamın bize bahşettiği en ilkel duygusal tepki, insanlık dokumuz yani duyu organlarımız üzerinden deneyimlediğimiz bilinçtir.

Akrep güneş tutulmasında içinizdeki geminin orada olduğunu söyleyen bir fısıltı varsa onu takip edin. Tutulmanın size dönüşüm getiren etkisini mağaralarınızda değil yalnızca sizi açık denizlere davet eden okyanuslarda bulabilirsiniz.

MUTLU SON.

 

Illustrated and Written by 

Ayşe Zeynep Açıkalp, StarZcope 2022