Bugün Boğa ♉︎ Burcunda bir dolunay var.

Güneş ve Ay’ın gökyüzünde birbirlerinden en uzak noktada bulunması ile oluşan karşıtlığa Dolunay denir.

İnsan beyninin bilinçdışı (Ay) ve Bilinçli aklı (Güneş) arasındaki zarı dolunayda incelir. Yaşamın iki ışığı Güneş (Eril) ve Ay (Dişil) kütle ve enerjiler arasında denge sağlaması adına yaşanan bu kozmik olay sırasında, insan kendi içindeki öz bilgiye her zamankinden daha yakın hale gelir.

Normalde bilince girmeleri engellenen duygular, anılar ve yaşanmışlıklar; rasyonel aklın dirençle karşıladığı tüm hisler dolunay zamanında ortalara saçılıverir.

Bir kişinin zamanın içindeki kişisel gelişim döngüsü Dolunay zamanında sorgulandığından, kaos bu dönemde yaşamın tek gerçekliğidir.

Boğa burcu Astrolojide toprak burçlarının ilkidir. Fiziksel bedenimizin yaşamak için ihtiyaç duyduğu fiziksel kaynaklar ve değerler #bogaburcu üzerinden ifade bulur. Amacı, yaşamın içinde kendini güvenli hissedebileceği somut değerler oluşturmak ve bunları sakinlikle korumaktır.

Sessizlik, sakinlik ve huzurda her zaman güven hissi bulan Boğa enerjisi ile bütünleşmek bu dolunayda en yüksek faydamıza olacaktır.

Boğa dolunayı, yaşamda kendimizi güvende ve huzurlu hissetmemiz için ihtiyaç duyduğumuz savunmayı hayatımızın hangi alanında vereceğimiz ile ilgili farkındalık kazandırıyor.

Bu farkındalığa sahip olmak adına Akrep burcunda geri giden İletişim gezegeni Merkür’den faydalanmamız zaten içe dönük olan duygularımızı duymamızı kolaylaştıracaktır.

Merkür geri hareketinin Akrep burcundaki konumu ve karşıt enerjisi olan Boğa burcunda gerçekleşen dolunaya yaptığı zorlu açı dolayısıyla hissettiğimiz tüm duygular bizi biraz yalnızlaştıracaktır.

Çünkü ancak yalnızlık ya da tek başınalık, gözden geçirmemiz gereken içsel duygulara ulaşmamıza imkân verir.

Akrep burcunda geri giden Merkür dışardan duyulmadan söylenen tüm sözlerin içsel habercisidir. Bizim bilinçaltında kalmış, sevilmemiş, dinlenmemiş belkide daha önce hiç duyulmamış olan iç sesimizin temsilcisidir.

İletişim gezegeni geri giderken sesimizi dışarı değil kendi içimize duyurmak daha yapıcı sonuçlar verecektir. Kendimizi anlatabilmek için önce kendimizi — kendimiz anlamamız gerekir.

Merkür, 20 Kasım’da düz hareketine döndüğünde iç sesimizin bize fısıldadıklarını karşımızdakine ifade etmek, duyulmak ve dinlenmek daha sağlıklı bir biçimde yapılabilecektir.

Yaşam; sorumluluklarımızın veya görünen duygularımızın ötesinde bir farkındalıktır.

Beden ve zihin bağlantısı bu farkındalığın iç sesimize ulaşmasını sağlayan ilk adımıdır.

Zihin ve bedenin karşılıklı iletişimini sağlamak adına; iç sesimize dönerek özümüzün ihtiyaçlarını dinlemek, bedenimize ihtiyacı olan savunmayı bize iç sesimiz üzerinden yapması için kendimize ait zaman ve alan yaratmak bu dolunayın en temel mesajıdır.

Yalnızlık ya da tek başınalık enerjisizlik ya da bir eylemsizlik hali değildir.

Toplum algısı hep içe dönmemizi kısıtlayacak olan engeller ile etrafımızı donatmıştır. Her dalgınlığımıza tepki veren bir toplum tarafından sanki tek başına kendimizle geçirilen zaman boşa harcanan zaman olarak algılanmaktadır.

Hiçbir şey yapmadan durmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamadan, sürekli bir mücadele içinde kalarak ruha huzur ve sakinlik vermeden yaşanan bir hayat aslında boşa geçen bir zamandır.

Sessizlik ve sukûtun her zaman bir kerameti vardır.

İç sesimize dönmemizi kolaylaştırır.

Buddha’nın yüzüne dikkatlice baktınız mı?

Bedenindeki, mimiklerindeki, oturuşundaki ve hafif gülümsemesindeki farkındalık halinin getirdiği huzura gözlerinizle şahit oldunuz mu?

Bunun için gerçekten Buddha’yı görmenize gerek yoktur, etrafınızdaki tüm Buddha heykelleri ve resimleri bize tek bir mesaj vermek için vardır:

O da zamanın akışına ayak uydurmak adına bazen yalnız ve sakin kalmamızdır.

Bu Dolunay’da ruhunuzu, oturduğu yerden bedeninize davet etmek için sessiz ve kimsesiz zamanlar yaratın.

Kalbinizle ♥︎ bir söyleşi için randevulaşın.

Bunu isterseniz kitap okurken, spor yaparken, meditasyon halindeyken, koşarken, zıplarken, yazı yazarken, müzik dinlerken- yaparken, resim çizerken, şarkı söylerken yapabilirsiniz.

En sevdiğim yazar olan Clarissa P. Estes şöyle der:

Yalnızlık “Kendimle birlikte her yere taşıdığım ve ihtiyaç duyduğumda etrafıma açtığım katlanmış bir orman gibidir.”

“Büyük yaşlı ağaçların kenarında oturarak bu stratejik noktadan sorularımı sorarım, sonrada ormanlık arazimi bir daha ki sefere açmak üzere sevgi büyüklüğünde toplarım.”

Hepimiz anlık, kısa ve öğretici olan bu deneyimin içerisindeki bu sessizlikte kendimizi bulabiliriz.

Eğer yaşamımızda bu anlara yeterince sahip değilsek zamanla kısıtlayıcı bahaneler ve özürler ile içsel hayatı görmezden gelir ve soluklaşırız.

Sanki ruhu, bedeni içerisinde olmayan zombiler gibi oluruz.

Yalnız kalmak ve içe dönmek yaşamlarımızda incelemek istediklerimize dair bilgi edinmemizin tek yoludur. Kendimizi senenin bu hasat zamanında yaratıcı gücümüz ile canlandırmak için harika bir dolunay enerjisi içerisindeyiz.

Sorumluluklarımızı ve seçtiğimiz yolun getirdikleri karşısında bizim nasıl davranmamız gerektiğini sorguladığımızda yaşama karşı güven duygumuz yükselir ve ne yapacağımızı bilir hale geliriz.

Yeniden canlanmak ve yeniden doğmak adına yalnızlık sadece bir adımdır.

Bedene dönerek, misafir olduğumuz fiziksel gerçeklikte kendimizi aramak yenilenmemiz adına tek şarttır.

Bunu sadece ruhani doğamıza yakın olmak adına bir gereklilikten üstün görmemizde fayda vardır. Kendi bedenine davet edildiği yerden bize geri dönen ruhumuz sadece beden tarafından dinlendiğini hissetmek istemektedir.

Ruh, beden ile bağlantı kurduğunda tüm çakralarımız çalışır ve yaşam ile iş birliği yaparak varlığımızın yaşam içerisindeki görünmez ve duyulmaz taraflarını görünür ve duyulur hale getiririz.

Ruh, beden tarafından duyulduğunda canlanır.

Çünkü artık ruh görmezden geldiğimiz solgun ve kısık bir ses değil, sorduğumuz soruları cevaplayan ve bize öğütler veren kendi iç sesimizdir.

İçimize dönebilmek adına yalnız kalmak kolaydır; zor olan buna ihtiyaç duyduğumuz anı kavrayarak o anı kendimiz için yaratmaktır.

İçimde bir ses var, tüm gün boyunca fısıldıyor,

“Bu benim için doğru olan şey, bunun yanlış olduğunu biliyorum.”

Ne bir öğretmen, ne bir aziz, ne ebeveyn, ne bir dost

Ne de bilge bir insan karar verebilir senin için doğru olana. #shelsilverstein

Sadece “içerideki ses” onu duyma, dinle!

Hepimize farkındalık yaratan, huzur ve güven veren harika bir dolunay enerjisi dilerim.

Ağaçla, toprakla, çiçekle — sebatın ve sükûnetin verdiği sessizliğe dönmemiz dileğiyle!

Ayşe Zeynep Açıkalp © 2019